| emir's profileKAWAZOE TAİKİ msn:emirbe...PhotosBlog | Help |
KAWAZOE TAİKİ msn:emirberat@hackdeface.com |
|||||
|
January 10 100120082008. ocakta 10. gün, vay anasını, hava hayatım kadar kasvetli bugün ilk defa. açılırım sanıp açtığım pencereden üzerime karanlık çöktü birden. uzun bir of çektim, ardından kendim ile başbaşa kalmak geldi aklıma. uzun zaman olmuştu yanlız kalmayalı, heyecanlandım. neden bilmiyorum biraz bakım yapmak istedim kendime, bakımsızlıktan kıvır kıvır olmuş uzun saçlarımı ıslatıp şekil vermeye çalıştım dakikalarca, olmadı özgür bıraktım onları. en sevdiğim t shirt ve şortu geçirdim üzerime. uyku kaçıracak kadar koyu bir kahve geldi arkasından. artık hazırdım, ama neye? ilk defa gelmişti aklıma hayatım ile alakalı hesap kitap yapmak. hemen bir yaz boz aldım elime, tertemiz boş bi sayfasını açtım, başladım düşünmeye yazacak birşeyler bulabilmek için. ne yapmak isterdim, neler oldu derken... birden kendi kendime gülmeye başladım, heyecanım ikiye katlandı, sen geldin gözümün önüne. elimde saçların, burnumda kokun vardı sanki. hayaline kapıldım, o kadar zaman harcamışım ki hayaline, kahvem soğuktu artık. düşündüm, bu yazıyı okurken ''acaba benmi!'' diyecek dedim kendi kendime, keşke sorsada evet diyebilsem, keşke bir mektup gelse kimselerden habersiz, keşke cevap verebilsem evet sen diye. çok özledim seni, sarılmayı, ağlamayı, koklamayı, dokunmayı, yanında uyanmayı. senden öncesi silinmiş sanki, geçmiş olanı anayım dedim sen geldin birden gözüme, biri sanki bağırıyordu, bak geçmiş dedin geçmemiş, bitmemiş, hala bugününde, hala seninle. sanki aynı biri yukarıdan izleyip tebessüm ediyordu, ben biliyorum kimi kastettiğini der gibi. senin bilmen önemli değil, o bilsin, içi titresin okurken, kalp atışları hızlansın, bu benim desin. bir dakika! ya öldüyse? ya okuyamazsa bu yazdıklarımı, ya kör olduysa. yok canım! söz vermişti birlikte öleceğiz demiştik güzel günlerimizde, artık sevmesede sözünün eridir, mutlaka ulaşır hazırmısın göçüyoruz der. körde olamaz, mutlaka ulaşır ışığım ol derdi öyle olsa. elinden tutmamı isterdi. el dedimde ellerimiz terlerdi, aşktan derdik hatırlıyormusun, açıp üfler üfler dururduk. buz gibi kahveden bir yudum aldımda içilecek gibi değil, sanırım yatsam iyi olacak. biliyorum kısa oldu ama zamanımın çoğu hayalinle doldu, yazmak için kalanda bu çıktı anca. gittiğinden beri böyle kandırıyorum kendimi uyumak için. ayakta sallanmadan uyuyamayan çocuklar gibiyim farkındayım ama ne yapayım. duyuyormuşsun gibi, hissediyormuşsun gibi, gelecekmişsin gibi. imkansız biliyorum, farkındayım ne var bunda? imkansızı denemek delilik değilmi? e tamam bende deliyim işte. oohh bi rahatladım bi rahatladım ki sorma. doktor yaz rahatlarsın dedi :D yok yok şaka panik yapma, kıyamam üzülmene, biraz tebessüm et istedim. ne kadar özledim tahmin et desem tutturamazsın, uyku vakti, soğuk yatak beni çağırıyor gitmeliyim... October 05 Kadınlar ''Kadın'' kelime anlamı: Erkeğin Kaburgasından Yaratılan İlginç Cisim... Başka bir anlam ifade eden cümle bulamadım kusuruma bakmayın... Dünyanın en zor işleri arasında madencilik olduğu söylenir, bu başlı başına bir yalandır. dünyanın en zor işi kadınlarla uğraşmaktır. burda bi havalara girdiniz biliyorum, hatta içinizden şöyle buyurdunuz: ha hayt böyle uğraştırırız işte adamı. yada:bizi çözmek çok zordur. bu iki ihtimalde traş, yok yani öyle birşey. şimdi adam akıllı yaslanın arkanıza, bu saatten sonra kadınlık öğrenemzsiniz çok geç kaldınız, bari açıklarınızı kapatın. kimisi bu cümleden sonra tebessüm ederek şöyle demiştir: hiç üstüme alınmıyorum valla çünkü ben daha kızım. üzülme! arkadaşım seninde sıran gelecek, kadın olmanın aslında ne kadar acı birşey olduğunu elbet birgün sende öğreneceksin. Kadınları burda da olduğu gibi herkes çok kolay anlatabilir, asıl zor olan onları anlamaktır... kendi dillerinde birşeyler konuşur dururlar, ama ne? bu ne türkçe, ne ingilizce, ne farsça, ne rusça... düpedüz kadınca. deriz ya hani hep kendi aramızda sohbet ederken: abi 2 gündür anlatıyorum yok yok yok anlamıyor!... anlamaz arkadaşım kasma bu kadar, napalım bu dil üzerine eğitim veren bir kurum yok, idare edicez. topu topu kaç sene daha yaşayacak ki şurda, sabret... 30 undan sonra çöküyor zaten. burda bir çoğu: ne münasebet demiştir, hatta makyaj tazelemeye giden bile olabilir hiç şaşırmam. emir kadınlara düşman mı? asla, çünkü onun annesi gibi birçok aile ferdi de kadın. ama eski insanlar, nesil olarak farklıyız, sizde bal gibi farkındasınız. e peki neden bu kadar ağır ithamlarda bulunup kızdırıyor şu anda bu yazıyı okuyan kadınları? okuyan herhangi bir kadın: kızmıyorum çünkü muattap bile almıyorum o kim ki?... acelemiz yok, yavaş yavaş anlatıcaz, canlandırmalar yapıcaz. bakalım söylediğim kadar çıkacakmı kadınlar. kadınların bilinçli olarak yaptıkları ve utançlarından işin aslını söyleyemedikleri olaylardan bir başlayalım, daha sonra bir kadınla erkeyi yemeğe çıkartırız, seyrederiz... ben saydıkça hep bir ağızdan yalan diyorsunuz anlaştıkmı. makyaj: eşim için yapıyorum... bir başka kadın: ben bakımlıyım ne yapayım... bambaşka bir kadın: ben mecburum iş kadınıyım... sadece işinde işe yarayan bir arkadaş örneği... arkadaşlar makyajın kelime anlamına bir bakın sonra yine gelin yazı burda duruyor. makyaj: kadınların güzelleşmek için sürdükleri boya ve süsler, diğer bir anlamı: göz kirliliği yaratan herhangi bir nesnenin üzerinde rötuş yapıp düzeltmek, kapatmak, seyredilir hale getirmek. hemen cümlede kullanayım. abi çamurluk değişecek, kaputun üzerindeki çiziklerede bir makyaj yaparım ben, sen kafaya takma kız gibi olur kimse anlamaz... bes belli yazmış abi adamlar, güzelleşmek için! bu şu demek oluyor: ben bişeye benzemiyorum, üzerini boya ile kapatırsam belki birşeye benzer. abi yaratılışı beğenmeyip sıfırdan kaş çizen var ya :D kaşsız kadınlar var etrafta... kardak kayalıkları kadar sivilce çıkar suratta o boyalar yüzünden, kadın bu dinletemezsin, tekrar o boyalar ile kapatmaya çalışır. lan uç vermiş, kıpırdasan patlayacak neyini saklıyorsun. bunları geç, bunlar hiç birşey değil. mini etek giyip, oturamayan arkadaşlara gelelim. kadın: ben bir iş kadınıyım, ve işime uygun giyinmek zorundayım. pardon bacım ama senin işin ne? yada şöyle sorayım, ne iş ile meşgulsün? bir karış etek giy, pardon ben iş kadınıyım de, bir ortamda oturursun, elinle, bacaklarınla, defterlerle örtmeye çalışırsın, bakarlar rahatsız olursun, pardon ama niye giydin? kadın: onlarda bakmasınlar kardeşim görmemiş gibi. yooo adam basbaya görmüş, evinde de var hatta aynısından. o senin ne yapmaya çalıştığını merak ediyor emin ol. saçma sapan dikkat çeken sensin. delikanlı gibi açtın madem bırakıcaksın bakıcak, insanlar bacakları açıkta niye dolaşır? aşayı havalandırmak içinmi? bas baya görselik için, hatta göstermek için. hadi biriniz çıkın ben eteği bu amaçla giyiyorum diyin... başka bir amaç söyleyin bakmayalım! bağlıyayım etek olayınıda. erkek baktığı zaman ayı yada sapık olmasın lütfen... çünkü sizin eşinizin iş yerinde böyle bir olay olduğunda otomatikman şu oluyor, kadın: berkant kesinlikle yapmaz öyle birşey, o kadın kaşarın teki yolucam onu... böyle örnekler yaşamadıysanız, duymadıysanız uzatın anlınızı öpücem. (şapka güneş veya yağmurdan korur, mont kışın ısıtır, t-shirt yazın iyidir. etek ne içindir?) giymeyin demiyorum, giyin giyin... benim taktığım klasik huylarınız: bakıyor ayılar hayatım ben ne yapabilirim... Bu yazı bitmicek sanırım :D üst paragrafı okuyupta etek giymeyen kesim o kadar mutlu ki sormayın. bu paragrafı da düşük bel olayına ayırdım merak etmeyin... kadın: ayyyy zarada gördüm, buz mavisi böyle harika düşük bel falan, aldım işte onu... hatunlar bu düşük bellerin yanında içinize body de dağıtıyorlar değil mi? çatalın gözükmesine engel olunsun diye sizin bulduğunuz bir çözümmü yoksa? bilmeyen erkek okurlar için hemen anlatayım. düşük bel pantolonun üzerinde ana ana giyecekleri olan t-shirt, body vs ürünler oluyor. dikkatli baktığınızda bunların altına giyilmiş olan, pantolonun içine kadar uzanan, hatta iç çamaşırına sıkıştırılan ikinci ürünleri göreceksiniz. bu ne demektir açıklıyayım. ben kendime bakarım, çatalı gösteren düşük bel giyerim ( bana çok yakışıyor çünküüü ) ama o her ne kadar çatalı göstersede ben direnir çatalı saklarım. yahu kızlar, niye hayatınızı zorlaştırıyorsunuz? niye içiniz boşken dışa bu kadar yoğunlaşıyorsunuz? neden sonrasında erkekler sapık oluyor? yere düşeni eğilip almaktan acizsiniz. çatalı saklayan ürünler olduğu halde hepinizin eli gitmiyormu belinize? giyersiniz daracık, yağları bastırayım, aynı zamanda vicudum toparlansın, sonra biri baksın, bende ne bakıyorsun ayı diyeyim. bunların hiçbirini aşağlamak için anlatmıyorum. erkeklere fatura ettiğiniz şeylerin aslında sizin kabahatiniz olduğunu anlayın diye anlatıyorum. bakın ben de bakmışım ama hiçte cazip gelmemiş, üstüne birde gülmüşüm... yapmayın ne olur! Şahsi huyları bir kenara bırakalım, ikili ilişkilere geçelim. hani hep dersiniz ya erkeklerin hepsi aynı... heee aynı aynı... kadın hiçbir zaman bir erkeğe hislerini ondan önce anlatmak istemez, yada ilişkiyi erkekten önce teklif etmeyi. hepiniz aynı anda şöyle dediniz: hayır canım ne alakası var ben sevdiysem söylerim... bırak bana numara yapma ya, yaslan arkada okumaya devam et. sanki biri bir kural koymuş, hatunlar istedikleri hatta deli oldukları halde hep beklerler. ( halime: pakize kııız naber? pakize: iyiyim canım, hayırdır sesin kötü! halime: yaaa baksana sana ne diyceeem, toğoman bana hala çıkma teklif etmedi. pakize: nereye ayamı çıkacaksınız? dur ben konuşup ağzını yoklayayım. ben ayarlarım dur dur... halime: ayy söylesene kız nolur, ama benim aradığımı söyleme! öylesine aramış gibi yap...) Rezillik arkadaşlar. bir insan hayatında prensip edindiği herhangi birşeyi başında yapmazsa ortasında da sonunda da yapamaz. yarın bir gün evlenecek halime, hep saklayacak duygularını, hep eşinden bekleyecek. gündelik ev problemleri olsun, sevilmek olsun, cinsellik olsun hep adamın görevi olacak. kadın istediği ve kudurduğu halde belli etmeyecek, adamdan bekleyecek, adam anlamadığından kadına karşılık veremeyince kötü koca olacak. ince detaylata inmiyorum. dışarda tonlarca erkek tonlarca kadın var iyisiyle kötüsüyle, kimse bulunmaz hint kumaşı değil. bu basit bir olay belki, bunu yapmayanınız varsa diğerlerine geçeyim hemen. yazık ötesi yazık bir gün var dünyada, hep erkeklerin kaçtığı sanılır. aksine erkekler böyle şeylerle sınanmak istemediğinden ve sadece hadi gönlü olsun dediklerinden katlanırlar bu güne. DÜNYA SEVGİLİLER GÜNÜ... ulan hiç yoktan aniden bi dallama çıkartmış, o dallama yüzünden ayrılanları hesaplamaya kalksan ohooo. dünya sevgililer gününde bana neden hediye almadın. lan deli bütün dünyanın aynı anda kutladığı gün ne kadar özel olabilir ikimiz için? ben sana sıradan bir günü sevgililer günü kılabiliyorsam ne mutlu bana. bugün bizim günümüz olsun de eyvallah anlarım. yalnız o gün bi anlam ifade etsin lütfen yoksa haftada bir gün seçersiniz. sevgiler gününde çık sokağa, lütfen çık çık bi bak ya, otobüsler taksiler yollar, deli gibi makyaj yapmış ve parfüm sıkmış kadınlarla dolu. erkek yokmu sokakta? tonlarcaaa... yine bak sokağa elinde hediye paketi, ayıcık, gül vs olan birsürü tip. herkesin nereye niçin gittiği belli. görüntünün komikliğini düşünebiliyormusun. işte böyle boktan komik bir günde birşey yapmak istemiyorsan kötü oluyorsun. kadın sana resmen şunu söylüyor: sende neden herkes gibi olmuyorsun? başka bir olay olsa: sende bütün erkekler gibisin der siler atar... hadi buyur. bu kadar basitmisiniz kadınlar? Direk dalayımmı yeni bir konuya? kadın: beni neden hiç aramıyorsun? merak etmiyormusun? ölsem kalsam haberin olmayacak?... merak etmeyin arkadaşlar, siz ölmüyorsunuz, kalbimizde yaşıyorsunuz hep. erkek bu soru sorulduğunda iştedir, adam çalışyordur ama nedense kadına hep oturup geyik yapıyormuş gibi gelir. yahu arkadaşlar bütün kadınların aynı huylara sahip olduğunu düşünelim, hepsinin erkek arkadaşı oturup geyip yapıyorsa, bu devletin çarkı nasıl dönüyor? şimdi yine okuyan birçok kadın dedi ki: valla ben işindeyken hiç rahatsız etmiyorum... bu ne demek? iş haricinde full rahatsız ederim... İŞİNTEYKEN RAHATSIZ ETMEM çıktıysa azından bitmiştir olay... nedense hep erkek hatırlamak zorundadır, kadın telefon açıp sohbet etse, sonra kapatıp erkekten beklese anlarım. ama bu ilk telefonda niye aramıyorsun diyince kopuyor film. kadın haklı ya! şöyle diyor: aradım ya şimdi işte!!!... yahu aradında konuşmaya aramadın ki niye aramıyorsun demek için aramışsın. sadece telefonda değil msn de de vardır bu olay... başka konuya geçiyorum. msn dedik, geyiğe bakın şimdi iyi dinleyin. internetten arkadaş çıkmaaaaz. yahu arkadaşlar bu yazıyı okurken bile internettesiniz, internetten ailenle konuşuyorsun sanal değil!, sen internette takılıyorsun sen sanal değilsin!, karşına bir erkek çıkıp tanışmak isteyince o sanal. yahu sen arkadaş senin abinde nete giriyor, kızlarla konuşuyor... komple sanalsınız o zaman. boş işlerle uğraşıyorsunuz. kadın: öyle deme emir internette arkadaşlarımla konuşuyorum ben, birde iş için kullanıyorum... hiç burcunu okumuyorsun yani? yada bu mesajı 40 kişiye yollamazsan ölürsün mesajlarını başkalarına yollamıyorsun öylemi? cep telefonuda sanal, televizyonda. cama bakıp eğleniyorsunuz, dizileri izleyip ağlıyorsunuz, onlar gerçek, netten çıkan adam sanal ok öyle olsun. kadın: ben bitek yağmur zamanını izliyorum bikerem hıh... erkeğe hak ettiği gibi davranmıyorsunuz arkadaşlar, bu yüzden bir çoğunuz evlenmeyi düşünmüyor, neden peki? evlenilecek erkek yokmuş, bu bir. evlenilecek erkek olsada evlilik büyük sorumlulukmuş buda iki. allah tan eşim dostum okuyor bunları yoksa yazacaklarım daha ağır olurdu. bu iki şıkkı listemde söylemeyen kız arkadaşım kalmadı. 2. şıkka katılıyorum, evet büyük sorumluluk hemen anlatayım. bir kere dizilerinden fedakarlık etmen gerekecek evin için. kadın: ben ev hanımı olmayacam ki!... görürüm ben seni 2. ay! kadın: evimde her allahın günü temizlik yapamam... hay hay orası seninde evin nasıl istersen... kadın: hemen çocuk istemem birkaç sene hayatımı yaşıyacağım... lan arkadaş, ben sana hayat yaşatayım eğlendireyim diye almadım seni, onu evlenmeden önce yapacaktın. çocuğu sen taşıyorsun diye böyle bir kararı tek başına alamazsın! çünkü evlenmişsindir zaten, sen artık bir eş, sen artık bir çiftsindir... ben evlenince şöyle olcam, ben evlenince bunu yapıcam, sonra erkekler evlilikten korkuyor öylemi? arkadaşım, erkekler biran evvel evleneyim isterler, hayatım düzene girsin, bi eşim olsun, çocuklarım olsun. ama senin gerçek yüzünün, evlenmeye yakın artık herşey garanti olduğunda çıkacağını nerden bilsin! kaçanı varsa sizin yüzünüzden, gayette haklı arkasındayım. bu kadar saçmalığa evlilik falan dayanmaz zaten. adam seni düşündüğü için evlenmiyor dul kalma diye. laftan anlamayan bi kavimsiniz. havva ana bile dayanamamış, elmayı kopartıp yemiş. yeme işte, yasak denmiş birkere. ademin ne günahı vardı? şimdi orda başının etini yiyordur adamın... havva: benim canım elma çekti :( banane adem: havaa... kendinize gelin arkadaşlar, daha 1000 de 1 ini anlattım yüzeysel olarak. istisnalar kaideyi bozmaz, sözüm meclisten dışarı... okuyan hiçbir kız arkadaşım yazıyı eleştirmeyecek bakın buraya yazıyorum... aha yazdım :D bu yazdıklarımdan konu açılırsa geri kalan 1000 de 999 u cebimde ona göre... bak yine sizi düşünüyoruz yaaaa.... saygılar September 21 ilgi alanlarımilgi alanlarım arasında, aya ziyarete gitmek, paraşütsüz atlama, helikopterle takla atma, kamyon arkasına takılma, tekrar paraşütsüz atlama en sevdiklerim. bide kadınlar çok ilgimi çekiyor ama dışardan, biraz ruhunu okşadığında içi gözüküyor, işte içi gözüktüğünde yani asıl kimliği ortaya çıktığında, en çok ilgilendiğim alan yine aya gitmek oluyor
|
||||
|
|